December 2011
34 posts
2 tags
2 tags
gölgeleri kullanmak.
Işte bir ses geçiyor sıkıntıdan baksam pencerede yağmur da var, hani saçlarını ya da göğsünü çok ince bir hüzünle bezeyen. Oyuncaklar da var yalnızlıktan bir parkta ölümü güzel kılar, hani sarmaşıkça uzandığın yatakta durmadan aşıladığım sana.
(…)
Ahmet Oktay
2 tags
2 tags
bu bizimki.
Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk, Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine Fena öykünüyor. İşgalci bir aşk bu, Samanlık sevişenin...
2 tags
2 tags
kaç şehir var aranızda.
çiseleyen yağmurun altındaki şehre bakıyorsun yokuşa yaslanmış evin rüzgarın arkadaşı ama sen bir kenara bırakılmış gibisin sanki sesinde gözyaşları… -sevişirken söylenen yalanlar kadar güzel olsa keşke herşey diyorsun. kül renkli bir gece başlarken sende. sonra açıyorsun bütün ışıkları hayattan caymış kadınların o kasvetli karanlığı ürkütmesin diye hırpalanmış bir çocuğu. terk etmek bir tür...
2 tags
2 tags
arabesk
allah belamı versin seviyorum işte ne yapayım kavuşmak yalnızca varsayım, zayıf ihtimal özlem hararetli bir esin, kırık bir hayal ama zulmeden, kahreden o mavi sesin ‘acı çekeceksin, yok olacaksın’ diyor hâlâ
…
Küçük Iskender
2 tags
2 tags
uzun yağmurlardan sonra.
sen yağmurlu günlere yakışırsın yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler ıslanan yapraklar gibi ışır yüzün ışırsa beni unutma alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün bir yer sızlar yanar içinde büsbütün her şeye rağmen ellerin üşür üşürse beni unutma yeni dostlar yeni rüzgarlar gelir geçer yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular kahredersin başın önüne...
2 tags
2 tags
bir kap yemek bir de elbise
öyle bir tad var ki fakirliğimizde
başka hiçbir...
– Turgut Uyar (via melanous)
1 tag
2 tags
Kalk düğüne gidelim
sarardın üzüntüden, üç gün ağladın baktım gözlerine sıçramış halkın gözleri incesin bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin serçeler sekmiyor hayır, dudaklarında ham demirden bir çanakta dövülmüş otlar olur ısınmış taşlar olur yazları geceleyin sazlar kanımda çiçek dağını vurur doldurur öylece göz yerlerimi inceliğin tenimde iz bırakmış kar kokusu terli, muğlak adamların hevesleriyle harman...
3 tags
2 tags
inci dakikaları
Sen bana yeni yılsın her dakika Her dakika bir yaşıma daha giriyorum Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın Ben bin parçaya bölündüm her parçasında Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın Erkek ağlar mı diyeceksin Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı Ben yel gibi erkekler ağlar...
3 tags
2 tags
eşdeğeriyle yan
eşdeğeriyle yanyana yürürken cehennem sokağında birey olmak, ve en inceldikten sonra ilkel sözcüklerle konuşmak seninle. saat beş nalburları pencerelerden madeni paralar gösteriyorlar, yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık, bir ovanın düz oluşu gibi bir şey. hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya
2 tags
2 tags
insan usul usul ölmek için gelir dünyaya
başlar her gün biraz daha insan olmaya...
– Metin Altıok (via melanous)
2 tags
2 tags
Olmak
Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada, toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir sürü olayların dönüşü değil bu, tıpkı akşam karanlığında bir karıktan öbürüne giden tohumlar gibi. Bir taşın üstündeki yosun ya da su bardağı değil o. Kardan elenmiş bir gemi o, ya da düşen kuşlara benzetebilirsiniz, ama...
2 tags
2 tags
gezginin üç tılsımı
3
Yaşam
bir bir geziyorum ölümleri, gecenin bakışları arasında. sabah göğe yelken açıyorum, gündüzler tanımıyor beni nasılsa. ayna- larda yürüyorum bazen, martılarla düşüyorum denize; dudak- larımı siliyor acılar. soluk alışımı duyamıyorum. sokak lambaları gibi geç yanıyorum. gölgeler yürümüyor artık. kıvrılan yollarda şarap lekeleri, sabahın ilk izi. ezanla dönüyor evine yüzü külrengi...
2 tags
2 tags
eksik cinayetler
IV
kışı neden bu kadar çok sevdiğini ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını sorma, ben de bilmiyorum. anı olacak bir şeyim yok her şeyin dünündeyim…
Birhan Keskin
2 tags
2 tags
çağımızda her aşk
Ayrıntılardan arındırsam hayatımı; desem ki: ben Elsa’yı çok sevdim. O kadar. Bir kapı aralandı kısaca: Bir başka dünyada, başka bir çağda mümkün olabileceğini gördük aşkın. Usulca kapandı tekrar kapı sonra. Uzun uzun durmasam üzerinde; desem ki: ben Elsa’yı çok sevdim. O kadar. Aşkın başkalarını dışladığı, sevdanın ille de bire bir yaşandığı yerde, biri bir başkasını ne kadar...
2 tags
2 tags
dokunamazsın
Dokunamazsın akşamları… Ama okşar sözlerin, gülüşün sarar sessiz. ‘Sevmek vazgeçmektir çoğu zaman ‘ Demiştin, değil. Yalan… Sevmek vazgeçmemek asla Ve avunmak, Unutma. Hiç denizini inkar eden kumsal gördün mü?
Işıl Başkalem
3 tags
2 tags
üç eksi iki
birdik
biz olduk
çok yalnızlığa yettik
ama ikimiz yanyana
iki yalnız ettik.
Ömer Orhun
2 tags
2 tags
mavi
Üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu anlam olmak için yeterince çıplaktın şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım: ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin cihangir’i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir üsküdar’dan o rüyaya baktım: maviydin bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini! usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan yağmurun...